Yarım ay görüldüğünde okunması gereken dua

Hilal görüldüğü zaman edilecek çok güzel bir duadır.3451- Talha b Ubeydullah (ra)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sav), hilali gördüğü zaman şöyle duâ ederdi: “Allah’ım bu ayı bizim üzerimize bereket, iman, selamet ve İslam üzere doğdur Ey Hilâl benimde seninde Rabbin Allah’tır” (Müsned: 1324)
ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir

Allah yolunan sığınma duaları

ـ1ـ عن أنس رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كانَ النَّبىُّ # يَقُولُ: اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنَ العَجْزِ، وَالْكَسَلِ، وَالْجُبْنِ، وَالْهَرَمِ، وَالْبُخْلِ، وَأعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ القَبْرِ، وَأعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ المَحْيَا وَالمَمَاتِ[. أخرجه الخمسة .

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle istiâze ederlerdi: “Allah’ım! Aczden, tembellikten, korkaklıktan, düşkünlük derecesine varan ihtiyarlıktan, cimrilikten sana sığınırım. Keza, kabir azabından sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.” [Buhâri, Da’avât 38, 40, 42, Cihâd 25; Müslim, Zikr 52, (2706); Tirmizî, Da’avât 71, (3480, 3481); Ebû Dâvud, Salât 367, (1540, 1541); Hurûf 1, (3972); Nesâî, İstiâze 6, (8, 257, 258).]

AÇIKLAMA:
İstiâze: Sığınma, korunma taleb etmek mânasına gelir. Her çeşit şerlerden, kötülüklerden, günahlardan, Allah’ın yasaklarından cehennemden vs. Allah’a sığınmak O’nun korumasını taleb etmek İslâm’da ubûdiyetin en mühim, en parlak şubelerinden biridir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın bu hadîste Allah’a sığındığı kötü haller şunlardır:

* Acz: Kudretsizliktir. Yani kişinin, ihtiyaçlarını te’minde düşmanlarını defetmeden muhtaç olduğu güç ve kuvvetten mahrum olmasıdır. Aslında bütün insanlar acz-i mutlak içindedir. Bunun idraki insanı gerçek kulluğa yani sonsuz olan ihtiyaçlarını Allah’tan istemeye, hadsiz olan düşmanlarına karşı Allah’a dayanmaya sevkeder. Bu ise, hakikî ve gerçek kulluktur. Bir kısım maddî güç ve imkânlar, kişiyi gaflete sevkederek, aczini anlamasına engel olur, bu kişiyi istiğnaya, o da tuğyana ve azgınlığa sevkeder. Âyet-i kerîme’de, “İnsanoğlu kendini müstağni görünce tuğyan edip azar” buyurulmuştur (Alak 6-7).

Şu halde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın istiâze ettiği acz, bu değildir. Yaşamak için zarûrî olan aslî ihtiyaçları iyi niyetine rağmen te’min edemeyecek, kendi ihtiyaçlarını kendi başına göremeyecek duruma düşmesidir.* Tembellik acze benzeyen bir durumdur, ama ciddi bir fark vardır. Acz, ferden yapılması gerekli olan şeyleri yapmaya kudretin olmamasıdır.

Tembellik ise, güç ve kuvvetin olmasına rağmen ameli terketmektir. Demek ki, işin yapılmaması her seferinde güçsüzlükten ileri gelmemekte, güç ve kuvvete rağmen terkedilebilmektedir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) tembellikten de Allah’a sığınarak, bu ruh hâline karşı mü’minlerin dikkatini çekmiş olmaktadır.* Korkaklık ve cimrilik de acz ve tembellik gibi birbirine benzeyen iki haldir. Zîra ikisi de faydalanmama halini ifâde eder. korkaklık, bedenî kabiliyetlerden istifâde etmemek, cimrilik de maldan istifâde etmemektir.

* Düşkünlük veya aşırı ihtiyarlık, az önce temas ettiğimiz aczin yaşa bağlı olarak ârız olmasıdır. Hadislerde herem veya erzel-i ömr diye geçer. İnsan hayatında arzettiği ciddiyet sebebiyle olacak ki bu yaş safhasına Kur’an-ı Kerim de bir kaç kere yer verir: “Sizi Allah yarattı. Sizi yine O öldürecek. İçinizden kimi bildikten sonra (çocuk gibi) bir şey bilmesin diye en aşağı ömre kadar geri götürülür…” (Nahl 70, Hacc 5).

Düşkünlük hâlinin bâriz vasıflarından biri, “bildikten sonra bilmemek” olarak ifâde buyurulmuştur. Bundan, yaşlılıktaki unutkanlık kinâyedir. Beyzâvî’ye göre, bu safhadaki yaşlılık, dermansızlık ve akıl noksanlığı sebebiyle kişiyi bir çocuğa çevirir. Seleften gelen bazı rivâyetler, Kur’an okumaya devam edenin bu hâle giriftar olmayacağını belirtir.

Bu pek tabiî bir netice olmalıdır, zîra “işleyen demir ışıldar” fehvasınca, Kur’an okumak zihnî melekelerin zinde kalmasını sağlayacak, hâfıza gücünü canlı tutacaktıır. Dilimizde ibadet dirisi tâbiri, dindar yaşlılar için söylenmiştir. İbadetini devam ettiren insanlar bedenen dinç kaldığı gibi, Kur’an-ı Kerim’i okuyanlar da zihnen dinç kalacaklar demektir.

* Kabir azabının varlığı pek çok nassla sâbit olan bir gerçektir. Dünya hayatı ile kıyametin kopmasına kadar geçen zaman içinde berzah denen ara bir devre vardır, buna kabir hayatı da denebilir. Hayat kelimesini dünya şartlarındaki yaşayışımız için kullanınca kabir hayatı tâbiri ilk nazarda garip gelir ise de, dinimizin vaz’ettiği nasslar açısından kabir hayatı’ndan bahsetmek bir zarûret olur. Oradaki şartlara göre bir başka safha mevcuttur. Şurası muhakkak ki, orada, dünyada yapılanlar dışında yeni bir ibtila (imtihan), yeni bir amel, yeni bir iktisab yoktur. Ama dünyadaki yaptıklarına bağlı olarak iyilik ve kötülükte artmalar vardır. Kişi sadaka-i câriye sâhibi ise mânevî artışa mazhar olacaktır.

Ölümünden sonra da insanlara kötülükte örnek olan, saptırmaya devam eden bir çığır açanlar da, sebep oldukları için o kötülükten nasiplerini alarak, mânevî düşüşlerini artıracaklardır. Nitekim Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), ne zaman haksız yere bir kan dökülse, bundan bir hissenin ilk kan dökme çığırını açmış olması sebebiyle Hz. Âdem (aleyhisselâm)’in oğlu Kâbil’e gideceğini haber vermektedir.Resûlullah, ayrıca kabirdeki hesaptan bahsetmiş; verilen hesaba göre kabrin iyi amel sahipleri için cennet bahçelerinden bir bahçe, veya kötü amel sahipleri için de cehennem çukurlarından bir çukur olacağını bildirmiş, bu çeşitten bir kısım açıklamalarla kabir hayatını kısmen aydınlatmıştır (5).

Şu halde sadedinde olduğumuz hadîs kabir azabından istiâze sûretiyle, mü’minlerin dikkatini kabir hakikatine çekmekte, onları kabir azabından kurtuluş çarelerini aramaya teşvik etmektedir.Bir kere daha hatırlatalım ki, duanın bir fonksiyonu da kişiyi, yapacağı işler husûsunda şuurlandırmak, programe etmek ve dua sûretiyle tesbit edilmiş, belirlenmiş olan hedefin, gâyenin gerçekleşmesi için dâîyi tedbire, amele sevketmektir.* Hayat ve memat (ölüm) fitnesine gelince: Bunlar hadiste mahyâ ve memat diye zikredilir. Mahyâ, hayat zamanı demektir. Memat da can verme (nez’) ânından sonraki ölüm zamanı demektir.Şu halde, hayat fitnesi ile, sağ olduğu müddetçe karşılaşılan imtihanlar kastedilmektedir.

Cehaletler, nefsânî arzular, zulümler, günahlar vs. Ölüm fitnesi ile bazı âlimler, ölümden önceki fitneyi anlamışlardır, yani daha hayatta iken nez’ (can çekişme) hâlinde iken karşılanan fitne, ölüme izâfe edilmesi, ölüme yakınlığı sebebiyledir. Bu görüşü destekleyen husus kabir fitnesinden ayrıca bahsedilmiş olmasıdır.Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın ismetine, geçmiş ve gelecek günahlarının affedilmiş olmasına rağmen bu istiâzelere çokça yer vermesi, ümmetine örnek olmak içindir ve Allah’a kullukta eksiklik bırakmamak içindir. Kul olmak haysiyetiyle herkes ibadetle mükelleftir. İbadet, istiğfar, dua, namaz vs. bütün çeşitleriyle bir kulluk vazifesidir; günahkârlara mahsus bir vazife değildir.

Kütub-u Sitte Şerhi, Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17

İstiaze Duaları- 2

ـ2ـ وعنه رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كَانَ النَّبىُّ # يَقُولُ: اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنَ الجُذَامِ وَالْبَرَصِ وَالجُنُونِ، وَمِنْ سَيِّئِ ا‘سْقَامِ[. أخرجه أبو داود والنسائى .

Yine Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şu duayı okurlardı: “Allah’ım! Cüzzâmdan, barastan (alaten), delilikten ve hastalıkların kötüsünden sana sığınırım.” [Ebû Dâvud, Salât 367, (1554); Nesâî, İstiâze 36, (8, 271).]

AÇIKLAMA:

* Baras, deride beyaz lekeler hâsıl eden bir hastalıktır. Ala ten de denir. ______________(5) Bu hastalığa yakalananlara dilimizde Arapça aslı abras’tan bozma olarak abraş da denir.

* Delilik (cünûn): Her çeşit hayrın, tekâmülün kaynağı olan aklın gitmesidir. Cüûndan ne kadar Allah’a sığınılsa yeridir. Zîra akıl, insanlığımızın yegâne gereğidir. Dinimiz aklı olmayanın dini olmaz düsturundan hareketle, her çeşit sorumluluk ve mükellefiyet için aklın varlığını şart koymuş, aklın korunmasını dînin belli başlı gâyelerinden biri yapılmıştır.

* Cüzzâm: Vücudda kapanmayan yaralar açan bulaşıcı bir hastalıktır. Eski devirlerde tedâvisi bilinmediği için oldukça korkutucu bir hastalık idi.* Hastalıkların kötüsü: (Seyyiül-askâm) belli bir hastalık değildir, tedavisi olmayan, uzun müddet devam eden müzmin hastalıklar hep bu tavsife girer.Bazı şârihler, Resûlullah’ın hastalıklardan istiâze ederken, görüldüğü üzere, bazılarını zikretmiş olmasını nazar-ı dikkate alarak, bütün hastalıklardan istiâzeyi münasip görmemişlerdir. “Bazıları hafiftir, sabredilme hâlinde büyük sevaba medardır, yeter ki müzminleşmemiş olsunlar” derler.

Humma, baş ağrısı, göz ağrısı gibi her zaman gelebilen hastalıkları misâl verirler. Bu söylenenler mezkur hastalığa yakalananların tedâvi yollarını aramamalarını veya ilaç almamalarını gerektirmez. Hadis ciddî şekilde tedbir alınması gereken ağır hastalıklarla, hafifler arasında bir tefrik yapmış olmaktadır. Resûlullah, müzmin hastalıktan istiâze etmektedir. Zîra bu çeşit hastalıklar, en samimî dostların bile kaçmasını, kişinin ünsiyet edeceği kimselerin iyice azalmasını ve hatta tedavi edicilerin bile ürkerek tükenmelerini netice verir, vücutta kalıcı çirkinlikler hâsıl eder.

Temiz kader duası

Kadere karşı çok etkili bir dua.
Gam ve kederin giderilmesi için şu ayet dua niyetiyle okunur:
Rabbena Atina fid dünya haseneten ve fil ahırati haseneden ve kına azaben nar*
Doüum sırasında rahatlık sağlamak için hasta üzerine şunlar okunur:
1. Ayet’el-Kürsi,
2. Yunus Suresi’nden üç ayet,
3. Muavvizeteyn sureleri.

Destur neden çekilir?

“Destur” kelimesi cinleri uyaran, bulundukları mekâna girildiğini ve o mekânda bir şey yapılacağını bildiren bir kelimedir. Bir yere girildiğinde, bir yere bir şey dökerken (çöp, kül vb.) ya da özellikle tuvalet, banyo, mezarlık kenarları, kapı eşikleri gibi cinlerin bulunma ihtimalinin yüksek olduğu mekânlara ya da bu mekânlarda bir şey yaparken “destur” denilmesi cinlerin o mekânı terk etmesini sağlar. Bu sayede cinlerden gelebilecek tehlikeler önlenmiş olur.

Cinlere karşı dua

Musallat olmuş cinlei def etmek için okunan özel bir dua.Abdestli Bir Şekilde Okunur.

1-Sağ Kulağına 7 Defa Ezan Okunması
2-Fatiha Suresini okumak
3-Felâk suresini okumak
4-Nâs Suresini Okumak
5-Ayetel Kürsiyi okumak
6-Saffât suresini okumak (Özellikle Azab vericidir bu)
7-Haşr suresinin son üç ve beş ayetinin okunulması
8-Tarık Suresini Bir defa okunulması

Arkadan konuşmalara karşı dua

Dedikoduya karşı etkili bir duadır.Kendisini vesveseden kurtaramayan kimse şöyle dua etmelidir:
Euzü billahis semıil alimı mineş şeytanir racim*
Yine vesveseden kendini kurtaramayan kimse aşağıdaki duaları üçer defa tekrarlamalıdır:
Amentü billahi ve resülih*
Amenna billahi ve bi rusülih*

Önemli kişilerin duası

İmam şafi hazretlerinin çok özel bir duadır.
İmam Şafii (rahimehullah) der ki:;
bir işle karşılaştım içimi yaktı,
hem öylesine üzüldüm ki onun derecesini Allah tan başkası bilmez.
ertesi gece biri rüyamda bana şöyle hitab etti
ey İdrisoğlu Muhammed şu dua yı oku :

Allahümme innî lâ emliku li nefsî darran velâ nef ‘an ve lâ mevten velâ hayaten velâ nüşura.
ve lâ estetıy’u en ecide illâ ma a’taytenî ve lâ ettekıy illâ ma vekayteni.
Allahümme veffıknî li ma tühıbbü ve terda minel kavli vel ameli fî afiyeh.

Sabah olunca bunu tekrarladım ,
Akşama doğru Allah işimi kolaylaştırdı sıkıntıdan beni kurtarıp dileğimi verdi ,
gafil olmayın sizde üzüntüden kurtulmak için bu duayı okuyun.

Kuranı kerimden özel sure

Taha suresi için bu duayı okuyabilirsiniz.Hemen okumak için geç kalmayın derim.
21 gün,günde 1 defa taha suresini okur dileğini baştan belirtir ve necitecisi bekler..
bu sureyi ya kendiniz ya da sizin niyetiniz için sadece anneniz okuyabilir..başkası kesinlikle okuyamaz..annenin okuyabilmesi,ta ha suresinin içinde anne sözünün geçmesinden dolayıymış..
arkadaşımın kardeşi,öss de yerleşmesi için okumuş ve kızı okula yerleşmiş..
bir de ilahiyatta okuyan bir arkadaşı,geçişi neredeyse imkansızken çok acayip bir şekilde geçişini gerçekleştirmiş başka bir üniversiteye..bazen 21 gün bitmeden de gerçekleşebiliyormuş..
önemli olansa ya kendinize okuyacaksınız ya da en fazla anneniz sizin için okuyabilir..ve bir de mutlaka olacağına inanarak ihlasla okumanız şarttır..tüm dualarda olduğu gibi.